EYLEME GEÇEMEYEN RUH HALİ

Ünlü Rus roman yazarı Ivan Gonçarov’un roman kahramanı Rus soylusu ‘Oblomov’ u bileniniz var mı?

Oblomov romanda hiçbir şey yapmama durumundan  çıkmayı ister ama bunu  yapamaz. Kendisi yeni projeler üzerine düşünen, ne yapabileceğini ve nasıl yapabileceğini bilen ama neticede hiçbir şey  yapmayan insanların rol modeli olan tembellik ikonudur.

Oblomov’un karakteri “Oblomovluk” diye bir kavramın doğmasına da yol açmıştır ve bu kavram zamanla tembelliğin bir ifadesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Peki, bir insan yapması gereken ve yapabileceği bir şeyi nasıl yapamaz hale gelir?

Fazla kilosundan rahatsızlık duyan birini düşünün. Kilo vermesi gerektiğini bilir ve gerçekten ister. Kilo verdiğinde ne elde edeceğini ve ne kaybedeceğinin de farkındadır ancak bir türlü eyleme geçmez. Sınavda başarılı olmak isteyen bir öğrenci çalışması gerektiğini, nasıl verimli çalışabileceğini, çalışmazsa ne olacağını, çalışırsa ne olacağını da çok iyi bilir. Çalışmasını engelleyen bir dış etkende olmamasına rağmen oturup çalışmaya başlamaz.

Kilo vermesi gereken kişiyi de, çalışması gereken öğrenciyi de durduran aynı şeydir, Atalet Hali. Atalet hali yapılması gerekenleri yapmama , eyleme geçmeme yani  hareketsizlik durumudur. Üstelik  bir tür hastalık gibi ele geçirdiği kişiyi güçsüzleştirip, olduğu yere sabitler.

HERKES BİR GÜN ATALETLİ RUH HALİNİ YAŞAYABİLİR

Ataletli ruh hali kalıcı olmadığı sürece ara sıra yaşanması doğal ve normaldir. Bu durumu tehlikeli yapan, onun içinize yerleşip kök salmaya başlamasıdır. Bünyeye sinsice yerleşir ve ilk iş olarak eyleme geçme mekanizmasını felç eder. Bağışıklık sistemini çökerterek kendi egemenliğini kalıcı hale getirmeye çalışır. Başa çıkmak için pozitif düşünmeye ve morale ihtiyaç vardır. Buna rağmen önce morali tüketir sonra yaşam kalitesini düşürür.

EYLEMSİZLİĞİN FARKINDA OLMAK

Kurtulmanın ilk adımı varlığını tespit etmek hatta olabildiğince erken teşhisi koyabilmektir.  Çünkü asıl engel insanın içindedir. İç engelleri tehlikeli yapanda onların farkında olunmamasıdır.

Ataletten kurtulmak için beyne giren bilgileri düzenlemek gerekir yani beyni neyle beslediğiniz önemlidir. Bu sebeple beyine alınan bilginin doğru seçilip ara sıra negatif haber detoksu yapılabilir. Pozitif yaklaşımcı insanlarla olmak, başarı filmleri seyretmek veya okumak bu dönemde hayat enerjinizi yükseltir. Hayatının kendi kontrolünde olduğuna , yapabilme ve yapamama durumunun kendi elinde olduğuna inanan insanın düşünce, duygu ve davranışları da daha çok harekete yatkın olur.

Kararlılık ve cesaret ile zorluklar karşısında yılmayıp sonuç alıncaya kadar mücadele etmekte hareket üreten duygulardır.

Atalet üreten zihin sizde değil karşınızdaki kişide ise moral veren söz veya ceza ile kısa süreliğine o kişiyi harekete geçirirsiniz. Bir süre sonra tekrar başa döner. Zihniyet değişmedikçe yapılan her uygulama geçici olarak işe yarar. Bir insan bir konuda harekete geçmiyorsa o konuda yeteri kadar istekli olmadığı için olabilir.

İstediğini sanma ile gerçekten istemek aynı şey değildir İsteğin türü ve şiddeti kritik iki noktadır. İstek % 40 oranında ise istememe oranı daha yüksek olduğundan harekete geçmek zor olur. İstek yeterli değil ise öz disiplin ile yani yapılması gereken işi canınız istemese de, irade gücüyle kendinizi zorlayarak yapmanız temel yoldur.

Ataletle mücadelede kendini şarj etmek yani beyni moral yükselten bilgilerle besleyip olumlu düşüncelerle doldurmakta önemlidir.

Eylemsizlik durumu ile mücadelenin en zor kısım ilk hareketi yapmaktır. Gerisi genellikle daha kolay ilerler. Kendinizi harekete geçmiş ataleti yenmiş olarak hayal etmekte etkilidir. Aklınızda kendinizi hangi resimle temsil ederseniz ona dönüşürsünüz.

Son olarak sporu da ihmal etmeyin Hareket bedeninizin hantallığını azaltıp, ruh halinizi de ciddi oranda değiştirir.

“Tanrı bize iki yuvarlak organ verdi. Biri düşünmek, diğeri üzerinde oturmak için. Başarı hangisini kullandığınıza bağlı.” Ann Landers

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın